
Eğer bir borç verme protokolü kullandıysanız, muhtemelen özel anahtarlarınız sizde olduğu sürece varlıklarınızın size ait olduğunu varsayıyorsunuzdur. Ama Aave ve Kuzey Kore terör mağdurları arasındaki yüksek riskli hukuk savaşı şu an bu varsayımı sarsıyor. Kavganın özü şu: Kurtarılan hacklenmiş fonlar orijinal kullanıcılara mı ait, yoksa mahkemeler bu fonlara başka davaların tazminatlarını ödemek için el koyabilir mi? Bu durum, ekosistemdeki herkes için korkutucu bir soruyu beraberinde getiriyor: Mahkemeler, fonlar bir akıllı kontratta olsa bile DeFi'den kripto varlıklara el koyabilir mi?
Olay, Kelp DAO saldırısında çalınan fonlar etrafında dönüyor. Bu çalınan varlıkların bir kısmı merkeziyetsiz borç verme protokolü Aave'ye girdi. Şimdi ise Kuzey Kore terör mağdurlarının avukatları bu fonlara el koymaya çalışıyor. Argümanları, fonların doğrudan kendilerinden çalınmış olması değil, bu varlıkların "suç geliri" olduğu ve Kuzey Kore rejimine karşı verilen hukuki kararları karşılamak için kullanılması gerektiği yönünde.
Geleneksel finans dünyasında, bir banka çalınmış parayı tespit ederse onu dondurur. DeFi'de ise "banka" dediğimiz şey aslında bir kod parçası. Aave şu an, hacklenen fonların orijinal sahipleri ile bu varlıkları devlet destekli terör mağdurlarına aktarmak isteyen bir mahkeme arasında sıkışmış durumda.
2019'dan beri piyasaları takip ediyorum ve çok sayıda "türünün ilk örneği" olan dava gördüm. Ama bu seferki farklı hissettiriyor. Eğer mahkeme, bir DeFi protokolündeki fonların, işlemin kendisiyle ilgisi olmayan borçlar veya kararlar için el konulabileceğine karar verirse, değişmez mülkiyet kavramı yerle bir olur.
Burada "kod kanundur" anlayışından "mahkeme kanundur" anlayışına geçişten bahsediyoruz. Eğer bir hakim, geçmişteki bir mağduriyete dayanarak akıllı kontrattaki varlıkların üçüncü bir tarafa ait olduğuna karar verebilirse, kimse parasının gerçek kontrolüne sahip değildir. Bu durum beni özellikle endişelendiriyor çünkü devletin DeFi protokollerini, canı istediğinde yağmalayabileceği devasa emanet hesapları gibi görmesi için bir arka kapı açıyor.
Cevap, mahkemenin varlıkların "velayetine" nasıl baktığına bağlı. Aave'nin, bir hükümet kurumuna fon göndermek için sadece bir düğmeye basabilecek bir CEO'su yok. Fonlar akıllı kontratlar tarafından yönetiliyor. Ancak mahkeme, geliştiricileri veya DAO'yu bir "kara liste" ya da "dondurma" fonksiyonu eklemeye zorlarsa, protokolün merkeziyetsizliği bir mite dönüşür.
Bana, 30.000 ETH'nin bir hacker'dan geri alındığı Arbitrum olayını hatırlatıyor. O zamanlar insanlar "kötü adam" kaybettiği için sevinmişti. Ama bir gazeteci olarak ben orada kırmızı bir bayrak gördüm. Eğer bir protokol, "iyi" bir sebeple sahibinin izni olmadan fonları taşıyabiliyorsa, bunu "kötü" bir sebeple de yapabilir. Bu Aave davası, o riskin bir sonraki aşaması. Mesele sadece bir hırsızı durdurmak değil, blokzincir ne derse desin devletin kimin "haklı" sahibi olduğuna karar vermesi.
Dürüst olmak gerekirse, DeFi'nin "merkeziyetsiz" kısmının bu tür hukuki baskılara dayanabileceği konusunda şüphelerim var. Rakamlar yeterince büyüdüğünde, düzenleyiciler ve mahkemeler her zaman bir yol bulur. İster geliştiriciler üzerinden olsun ister ön uç arayüzlerini hedef alarak, kriptonun "el konulamaz" doğası yavaş yavaş aşındırılıyor.
Türkiye'deki kullanıcılar için durum daha da kritik. Enflasyondan kaçmak için stabilcoinlere veya DeFi getirilerine yönelenler, varlıklarının güvenliğini sadece koda emanet ettiklerini sanıyorlar. Ama bu dava gösteriyor ki, hukuk sistemi kodun üzerine çıkabiliyor.
Bu yüzden ben her zaman gerçek kişisel saklama (self-custody) konusuna takıntılıydım. Bir mahkeme sihirli bir şekilde donanım cüzdanınıza girip anahtarlarınızı çekip alamaz, ama protokolün bir yönetici anahtarı varsa protokol içindeki varlıkları değersizleştirebilir veya yönünü değiştirebilir.
Eğer ana birikimlerinizi hala bir borsada veya protokolde tutuyorsanız, finansal hayatınızı üçüncü bir tarafa emanet ediyorsunuz demektir. Ben kişisel olarak varlıklarımın çevrimdışı olması ve herhangi bir mahkeme kararından veya borsa hackinden uzak kalması için Ledger Nano X kullanıyorum. Paramı hareket ettirebilecek tek kişinin bir mahkeme salonundaki hakim değil, sadece ben olduğundan emin olmak için yaptığım 149 dolarlık bir yatırım bu.
Aave yönetişim forumlarını yakından izleyeceğim. Eğer topluluk, hukuki baskılardan kaçmak için "uyumluluk" özellikleri veya "acil el koyma" fonksiyonları için oy vermeye başlarsa, saf DeFi döneminin bittiğini anlarız. Ayrıca şu an 47 seviyesinde olan Korku ve Açgözlülük Endeksi'ni takip ediyorum. Piyasa nötr durumda ama kullanıcılar "güvenli" DeFi mevduatlarının aslında hukuki el koyma riskine açık olduğunu fark ederse, bu tür haberler sentimenti hızla ayı piyasasına çevirebilir.
Sigrid Voss
Kripto analisti ve yazarı, piyasa trendlerini, ticaret stratejilerini ve blok zinciri teknolojisini kapsıyor.

Western Union'ın para transferleri için Solana'yı seçmesi, milyonlarca insanın daha hızlı ve ucuz uluslararası para…

Kripto para piyasası şu an fiyat hareketleri ve işlem hacmi arasında garip bir kopukluk yaşıyor. Piyasa genel görünümüne…

Polygon'un sunduğu gizli ödemeler, bankalara stabilcoinleri şeffaflık riskine girmeden kullanma imkanı tanıyor. Ancak bu…
Bitcoin 80.000 doların üzerine çıktı ancak türev işlemlerdeki devasa artış, yükselişin pamuk ipliğine bağlı olduğunu…